mkz
"Why is writing important? Mainly, out of egotism, I suppose. Because I want to be that persona, a writer, and not because there is something I must say."
Kim demis? - http://bit.ly/fDf1Df - mkz
Zor bi mevzu bu benim icin, ne diyecegimi cok bilemiyorum. Insani (ya da bir kisim insani) bir seyler soylemeye iten "egotism"dir diyor her iki alintida da. Seninkinde biraz daha suslemis, "glorify" etmis o durumu, yukaridakinde sadece kendi uzerinden tespit yapip gecmis. Bu derdin/durtunun herkeste oldugunu kabul etmek kolay, ama ikinci alintidaki ovucu yaklasim cok hosuma gitmiyor benim. Cok "ortada" olan insanlarin bir kisminda apacik gorunuyor gercekten, ana itici gucun sorunlu sayilacak duzeyde bir ego meselesi oldugu. O mesele o kadar buyuk olmasa, uretim de o kadar coskulu olmayacak. Eger urunler, meyvalar hosumuza gidiyorsa, o itici guce karsi tasidigimiz antipatiyi bir kenara koymak gerekmez mi? Insanin icindeki canavar ne kadar futursuz hale gelirse gelsin, sirtina sabani vurup ona is yaptirabiliyor olmak degil mi onemli olan? Edebiyat, sanat yerine siyasetle, vb. ilgili olarak da sormak mumkun benzer sorulari, ve oralardaki sonuclar daha da buyuk oluyor. Ben hep beceremiyorum o antipatiyi kenara koymayi. Neden tamamen kenara koymamak gerektigine dair kimi sebeplerim de var (an oluyor, o itici guc kendini korumak icin bir anda sacmalattiriyor insana, vb.), ama alttan alta aslinda benim ego dertlerim mi engelliyor kenara koymami da oyle sebepler bulup rasyonalize ediyorum, bilmiyorum. Canavari oldurmek mumkun degil, belki gerekli de degil, ama cizgiyi asinca kafasina vurup, zayiflatip, cogu zaman onun kadar guclu olmayan ama daha "temiz", sacmalama olasiligi daha dusuk itici gucleri kullanmak lazim gibi geliyor. Ama denge kurmak zor. Isin kotusu, kamufle olmayi da cok iyi biliyor bu, en "temiz" sandigimiz "righteous indignation"larimiz bile aslinda onun ugruna olabiliyor. - mkz
Sontag’ın “Satürn Yıldızı Altında” kitabında W. Benjamin için yazdığı denemeden gayet manidar bir alıntı: “... Satürn mizacının bir başka özelliği de ben’iyle sürekli bir farkındalık ve bağışlamazlık ilişkisi içinde oluşudur: Ben hiçbir zaman olduğu gibi kabul edilemez. Ben, bir metindir –deşifre edilmesi gerekir.” :) - Melih Cilga
Isınamadım kara gözlüm - http://www.theparisreview.org/intervi... - mkz
her gun kuyunun en dibine inip donerek mucizeler gosteren ve hic de oyle gotu kalkmayan adsiz madencilerimize melaba diyorum buradan. - kunthar
(abi mahcup oldum, sağol) - mkz
Film varmış - http://www.neh.gov/humanit... Bi de bu doğru/haklı bi eleştiri mi (characteristic dediği)? (Kendisini okumaktan çok hakkında yazılanları okumuş olmaktan kaynaklı soru): "Sontag’s editor in London called me and told me that Sontag was looking for some material about Fenton, and I sent him some photocopies of a thing I’d written a long time ago. He passed them on to her, and she was very grateful. She didn’t really quote them very accurately. She overstated what I said, which is very characteristic of her writing. It became much more black-and-white and strident than it was when I said it. I was raising doubts, but she assumed that my doubts were a matter of fact rather than speculation." - http://opinionator.blogs.nytimes.com/2007... - mkz